EVRENİN BÜYÜK SIRRI-YARIN NE OLACAK?

Hiç sordun mu kendine?  Gelecekte seni ne bekliyor? Hayatın nasıl şekilleniyor? Olaylar nasıl gelişiyor? Kendi hayatında ne kadar aktifsin? Evren de var olan her şey birbirinden bağımsız mı hareket ediyor?

Böyle sorular sorunca ne yaparlar genelde? Yazının devamında başta sordukları soruları oturup cevaplamaya uğraşırlar. Ben öyle yapmayacağım ve bu soruların kesinlikle felsefik sorular olduğunu sanmıyorum. Felsefe günümüzde amaçsız bir yorum çabasına dönüşmekte.

İnsan düşünür, düşünmelidir. Olaylara bambaşka açılardan bakıp bambaşka yorumlar getirmelidir ama bu uğraş mantık çerçevesinden çıkıp kelime oyunu yaparak zihin bulandırma noktasına geliyorsa ‘’insan düşünebilen bir hayvandır’’ gibi trajikomik ve gerzekçe bir yerde son bulur. Her neyse usta filozoflar ile konumuzu dağıtmayalım şimdi. Bizler onlar gibi hayata bakamadığımız için onların bakış açısı ile yaşayamadığımız için nefes almayı bile hak etmeyen, sadece “hareket edebilen ağaçlarız.”

Başta ki sorulara dönecek olursak en basit halde başlıkta verdim: Yarın ne olacak?

Kendi tahminlerimizden öte hiçbir şey bilemeyiz yarın neler olacağına dair. Yarın dünyanın en ünlü aktörü ile karşılaşma ihtimalin var mıdır? Evet, vardır. Ancak öyle bir şey olmayacağına bahse girebileceğin kadar astronomik bir ihtimaldir. Peki, yarın –eğer orda değilsen- memleketine gitme ihtimalin var mıdır? Evet, aktör ihtimaline göre daha olası bir ihtimaldir hatta. Peki, yarın bütün günü evde geçirme ihtimalin var mıdır? Evet, o da vardır ve hepsinden daha olasıdır.

Yarın ile ilgili sorulara baktığımız da yarın ne olacak yerine yarın ne olabilir diye sorsam daha mantıklı olmaz mıydı şu tabloda? Belki, ancak bu tablo da asıl görmemiz gereken şey aslında tüm olaylar basit bir olasılığın sonucu olarak gerçekleşiyor. Bu basit ve zaten belli bir şeydir. Biraz düşünürsek başımıza gelen kimi olayların basit olasılıklar sonucu gerçekleştiğini görebiliriz. Karmaşık olan kısım ise asıl şimdi başlıyor.

Olaylar baştan sona doğru mu gerçekleşir hep? Niçin olayların sondan başa doğru gerçekleştiğini görmüyoruz? Veya bizim baş diye tabir ettiğimiz şeyin aslında son olmadığını savunabilir misin? Oysaki olayların sondan başa doğru gerçekleştiğini görsek benim bu yazıyı bitirdiğim an aslında yazma olayım için başlangıç ve yazıya başladığım an yazma olayım için son olacak. Yani baş olarak tabir ettiğimiz son, son olarak tabir ettiğimiz baş olmuş olacak. Bu örnek olayların seyrinin göreceli olduğu sonucuna götürmez bizi. Var olan gerçeklik şudur ki: Bütün olaylar sondan başa doğru gerçekleşir. Herhangi bir olayın başı ve sonu bu şekilde iken algı dünyamız niçin bize tam tersi şeklinde yansıtıyor?

Bunu açıklığa kavuşturmak için evrende olayların nasıl gerçekleştiğine biraz ışık tutmamız gerekiyor.  Evrende ki her şeyin olasılıklar sonucu nasıl bir araya geldiğini görelim önce. Yarın ne olacak dediğim de çeşitli örnekler verdik. Ancak genelde uçuk ve astronomik ihtimallerde olan örneklerdi. Ciddi bir şekilde yarın ne olacak diye örnekler vermeye çalışsaydık % 85 ten fazla gerçekleşme ihtimali olan şeyler söylerdik; Uyanacağım, İşe/Okula gideceğim, akşam geldiğimde dizimi izleyeceğim… Falan filan. Hatta soruyu sorduktan sonra doğrudan senden cevap beklesem %90 lık ihtimallerde olan şeyler söylersin ve muhtemelen hepsi gerçekleşir.

Bunun sebebi sen de gizli. Zihninde farkında olmadan; çeşitli olasılıkları eler, çeşitli olasılıkları da hesaplar söylemeye başlarsın. Bu süreyi daha da kısaltıp 1-2 dk sonrası ile ilgili tahminlerde bulunsaydık hepimizin ki %99,9 luk bir ihtimal de doğru çıkardı. Süreyi ne kadar uzatırsak tahminlerimizin tutma oranı düşer. Sebebi çok basit.

Aslında her hangi bir zaman da gerçekleşecek olan olaylar ile ilgili tahminler yapmaya başladığında olasılıkların sayısı hep aynıdır. Bu süre 5-6 ay gibi uzun bir süre olunca diğer olasılıkları elemek güçleşir ancak 10-15 saniye gibi kısa olunca milyarlarca olasılığı eleyerek %99,9 luk bir gerçekleşme oranı elde edersin. Daha da basitleştirirsek, zihninde hesaplanabilen olasılıklar ne kadar çok ise yaptığın tahminlerin gerçekleşme ihtimali o kadar yüksektir. Ancak zihninde hesaplanamayan olasılıklar baskın ise bu defa da tahmin sayıların çoğalır ve tahminlerinin gerçekleşme ihtimali azalır.

%99,9 bir olasılığın gerçekleşme ihtimali için en yüksek orandır. %0,01 lik ihtimal ise senin kontrolün dışında gerçekleşen olayların olasılığıdır.

Tekrar başa dönecek olursak Evren işte tüm bu olasılıkların hesaplanmış olduğu bir denge halindedir. Bir yıl sonrasında her hangi bir günde ve saatte gerçekleşecek olayı kesin bir şekilde söyleyebilirsiniz. Evren de ki tüm olasılıkları; sadece bulunduğun çevre değil tüm evren de ki tüm olasılıkları hesap etmek zorundasınız. Ancak bu şekilde noktasal tahminlerde bulunmak mümkündür. Evren de ki tüm olasılıkları hesap etmede ki mantığı basit bir örnekle açıklayalım; Dünyamızdan Yüz milyar ışık yılı uzakta bir galaksi düşünün. Bu galaksi de anormal bir hareket olduğunu varsayalım ve oradan gelecek olan radyasyonun tüm dünyayı etkisi altına alacağını izleyelim ulusal haberlerde. Ne oldu? Hiç umrumuz da bile olmayan bir galaksi hatta adını bile bilmediğimiz bir galaksi hayatımızı bütünü ile etkilemiş oldu. Peki, o galaksiyi etkileyen beş yüz milyar ışık yılı öte de ki başka bir galaksi olabilir miydi? Evet, olasılıklar zaten her daim bu şekilde zincirleme ilerler. Bu uçuk örnekten yola çıkıp kendi zihniniz de evrenin herhangi bir yerinde ki bir olayın hayatımızı nasıl etkileyeceğini görebilirsiniz. Sonuç olarak Evren de ki tüm olasılıkları da hesap etmek ise güç olduğundan gelecek ile ilgili kesin bilgiler vermeniz mümkün değil. –Ki zaten bizim derdimiz o değil-

Toparlayalım şimdi. Evrende ki her şey bir şekilde çeşitli olasılıklar dahlinde gerçekleştiğine göre o halde bütün olaylar olasılık hesaplarında gerçekleşmiş ve bitmiştir. İki insan düşünelim. Biri üniversiteden mezun olduğunda diğeri liseye başlamış olsun. Bu iki insanın yollarının kesişme ihtimali nedir? Astronomik bir şeydir öyle değil mi? Milyonlarca insan üniversiteden mezun olur, milyonlarca insan aynı zaman da liseye başlar bu şekilde ki her iki taraftan da birer kişi seçip onları olasılık ihtimalleri ile karşılaştırmaya çalışsak sonuçsuz bir çaba içine girmiş oluruz. Ancak evren de ki mükemmel kanunlar onları -normal de karşılaşmaları ne kadar uçuk olursa olsun- mükemmel bir düzenin akışında yollarını kesiştirir. İşte bu evrende ki tüm olasılıkların her iki tarafı çeşitli seçimler yapmaya yönlendirmesi ile olur. Ve evrende tüm olasılıklar hesaplanmış ve gerçekleşmiş olduğundan her iki tarafında hangi seçimleri yapacağı önceden bellidir.

Evrende nelerin gerçekleşeceği önceden bellidir. Çünkü evrende ki olasılıkların tamamı evrenin özünde hesaplanmış ve sonuçlanmış bir haldedir. O halde olayların sondan başa doğru gerçekleştiğini söylemek, şu durum da, çok daha mantıklı. Bu gerçeklerin bize anlattığı adeta şöyle; Benim bu yazıyı bitirdikten sonra ne yapacağım evren de ki olasılıklar dahlinde belli ancak benim algı dünyam bunun çok altında. Yine aynı şekilde 1 gün, 5 gün, 1 ay, 5 ay, 10 yıl sonra hangi saatte nerde olacağım önceden belli. Beni hangi nedenlerin, hangi seçimlere götüreceği ve o seçimlerin hayatımın hangi noktasında hangi insanla yolumu kesiştireceği önceden evren de belli. Her şeyin ve herkesin başlangıcı ve sonu evrende belli.

Evren de ki olayların akışı siyah beyaz film şeritler gibi. Önceden belli, ancak bizler vakti geldiğinde algı dünyamız ile siyah beyaz olan film şeritlerini renklendirerek ilerliyoruz. Yaşayacağımız anlar siyah beyaz, yaşıyor olduğumuz ve yaşayıp bitirdiğimiz anlar ise renklendirilmiş halde.

Ancak filmin tüm şeritlerini sadece Evrenin kendisi biliyor. Başta dedim ya, olayların sondan başa doğru gerçekleştiğini söylemek uçuk bir fikir değil diye. Eğer olaylar baştan sona gerçekleşseydi bir önce ki seçimin bir sonra ki seçimi nasıl etkileyeceğini hiçbir olasılık dahlinde kestiremezdik. Olasılıklar henüz hesaplanmamış olurdu. Tüm seçimlerin çakıştığı karmaşık bir ortam hâkim olurdu evrende. Bu mükemmelliği göremezdik.

Evrende ki bu mükemmel akışın mükemmel olmasını tek bir şey sağlayabilir. Bu ise bizim algı dünyamıza göre olayların sondan başa doğru gerçekleşiyor olmasıdır.

Her şey gelsin aklınıza. Yollarınızın kesiştiği insanlar, Sevdicekleriniz, Hayatınızın dönüm noktaları, Hayatınızın anlam kazandığı an, En mutlu ve En hüzünlü günleriniz,  Müthiş doğa olayları, oluşumlar, … Yazıp –uzatıp- sizleri sıkmak istemediğim her şey…